Peygamber devesi, Mantodea takimina ait, dunya genelinde 2.400'den fazla turu bulunan bir bocek grubu. Bizim bahcelerimizde en sik rastlanan tur genellikle Mantis religiosa, yani Avrupa peygamber devesi. Turkce'deki 'peygamber devesi' ismi ilginc bir kokene sahip: bir gorusu, Arapca 'Faras al-nabi' (peygamberin ati/devesi) ifadesinden geldigini soyluyor; bir baska aciklama ise on bacaklarinin dua eder gibi kivrilmis durusundan geldigini belirtiyor - ki bu durus aslinda avini yakalamak icin bekleyen bir avcinin pozisyonu. Ingilizce'de 'praying mantis' (dua eden mantis), Almanca'da 'Gottesanbeterin' (tanriya dua eden) gibi bircok dilde de benzer bir dini cagrisimla anilmasi hic tesaduf degil.
Peygamber devesi, bahce ekosisteminde dogal bir avci olarak onemli bir rol oynuyor. Kamufle rengi ve hareketsiz bekleyisi sayesinde, yanindan gecen bocekleri son ana kadar fark ettirmeden, guclu on bacaklariyla yildirim hiziyla yakaliyor. Ancak burada permakulturun onemli bir dersi de sakli: peygamber devesi 'iyi' ya da 'kotu' bocek ayrimi yapmiyor - onune gelen her seyi, ister zararli bir yaprak biti ister faydali bir polinator olsun, ayni acimasizlikla avliyor. Yani onu bilincli bir 'biyolojik mucadele araci' gibi kullanmak yanlis olur; asil deger, cok cesitli bir bahce ekosisteminde bu tur avcilarin dogal dengeyi kendiliginden kurmasinda yatiyor. Cesitliligi yuksek, kimyasal ilaclamadan uzak bir bahce, hem avin hem avcinin bir arada var olabildigi bir denge kuruyor - ve bu denge, tek bir zararliya karsi degil, butun sisteme fayda sagliyor.
Peygamber devesinin belki de en dikkat cekici ozelligi, avini once bastan yemeye baslamasi - boylece av, kendini savunma refleksini kaybedip hizla etkisiz hale geliyor. Bu tur, ozellikle disi bireylerde gorulen bir baska davranisla da taniniyor: ciftlesme sirasinda ya da sonrasinda disi, erkegin kafasini kopartip yiyebiliyor - bilim insanlari bunun, disiye ek besin saglayarak yumurta uretimini destekleyebilecegini dusunuyor. Yavrular da yumurtadan ciktiklarinda benzer bir acimasizlik sergiliyor: ilk yiyecekleri cogu zaman kendi kardesleri oluyor, bu yuzden ciktiklari anda hizla birbirlerinden uzaklasiyorlar. Disi peygamber develeri, sonbaharda kopuk gibi bir madde icinde yuzlerce yumurta iceren bir yumurta kesesi (ooteka) birakiyor; bu kese kisi bitki govdelerine ya da dallara yapismis halde geciriyor ve ilkbaharda yeni nesil mantislar buradan cikiyor.
Gecenlerde bahcede dolasirken, bir agac govdesinde sabirla bekleyen bir peygamber devesiyle karsilastim - tam da av yakalama pozisyonundaydi, on bacaklari havada, sanki bir sonraki kurbanini bekliyordu. Bahcedeki en acimasiz avci oldugunu soyleyebilirim: buldugu her seyin once kafasini koparip yiyor, hic tereddut etmeden. Ama itiraf etmeliyim ki, bu acimasizlik bizim isimize geliyor - bahcede kimyasal ilac kullanmadan, dogal bir denge icinde zararlilarin populasyonunu kontrol altinda tutan boyle avcilarin varligi, permakulturun 'dogaya mudahale etme, dogayi gozlemle ve onunla calis' felsefesinin tam da somut bir ornegi. Onu gordugumde uzaktan izlemeyi tercih ettim - ne de olsa, bu sessiz ve acimasiz avci, kendi payina dusen isi zaten benden cok daha iyi yapiyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.