Temmuz gelince bahçede bir şey değişiyor. Pembe bir patlama oluyor adeta — oya ağacı açıyor. Bu yıl özellikle güzel oldu; salkımlar o kadar yoğun, o kadar canlı ki, ağacın altında durup yukarı bakınca neredeyse nefes kesiliyor.
Oya ağacı (Lagerstroemia indica), aslen Çin ve Japonya kökenli ama Anadolu bahçelerinde kendine sağlam bir yer edinmiş. Bizim bahçemizde yıllardır var, her yıl biraz daha büyüyor, her yıl biraz daha güzel açıyor.
Bu ağacı özel kılan sadece çiçekleri değil. Gövdesi de başlı başına bir sanat eseri — pürüzsüz, alacalı, kışın yapraksız kalınca ortaya çıkan o desenli kabuk bahçeye dört mevsim güzellik katıyor.
Yaz boyunca çiçek açması da büyük avantaj. Çoğu bitki ilkbaharda çiçek açıp susarken, oya ağacı temmuzdan eylüle kadar aralıksız çiçekleniyor. Arılar ve kelebekler için bu dönemde önemli bir nektar kaynağı.
Oya ağacını sadece süs bitkisi olarak görmek hata olur. Permakültür açısından bakıldığında: Uzun çiçeklenme dönemiyle yararlı böcekleri çekiyor. Geniş yaprak dökümü toprak için organik madde sağlıyor. Yaz sıcağında altına serin bir gölge yaratıyor. Kökleri toprağı tutuyor.
Kuraklığa dayanıklı, güneş seven bir ağaç. Bizim bahçemizde ekstra sulama yapmıyoruz — doğal yağışla idare ediyor. Yılda bir kez, erken ilkbaharda hafif budama yeterli. Fazla budamayın — oya ağacını çok kesenler çiçek verimini düşürüyor.
Toprak olarak zengin ve derin toprak tercih eder ama orta kalitede toprakta da büyüyebilir. Tuzlu ve kireçli topraklara toleransı yüksek.
Lagerstroemia'nın onlarca çeşidi var — beyaz, pembe, mor, kırmızı tonlarında. Bizimki koyu pembe/fuşya tonunda, bence en göz alıcısı bu. Boy olarak da fark var: Cüce çeşitler saksıda bile yetişebilirken, standart çeşitler 5-7 metreye kadar boylanabiliyor.
Bahçenizde bir oya ağacı yoksa, bu yazı size onu eklemek için yeterli gerekçeyi vermiş olmalı. Temmuz geldiğinde gelin gibi açacak — söz.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.