Enginar, botanik adiyla Cynara cardunculus var. scolymus, Asteraceae (papatyagiller) familyasindan, Akdeniz kokenli, cok yillik bir bitkidir. Ilginc bir detay: enginar aslinda kardon (Cynara cardunculus) adli yabani bir devedikeninin, meyveli tomurcugu icin secilerek gelistirilmis bir kultur cesididir - yani yediginiz o etli, katmanli 'meyve', aslinda henuz acmamis bir cicek tomurcugudur. Bugunku bildigimiz sekliyle enginarin, Ronesans doneminde Italya'da (ozellikle Floransa civarinda) gelistirildigi, sonra Katherina de Medici araciligiyla Fransa'ya tasindigi anlatilir - yani enginarin hem botanik hem de kulturel bir gecmisi var.
Enginar, tam da senin de belirttigin gibi, permakulturun sevdigi 'coklu fonksiyon' ilkesinin mukemmel bir ornegi: hem gorsel olarak carpici (buyuk, gumusi-gri, derin oyuk yapraklari bahceye adeta mimari bir karakter katiyor), hem besin degeri yuksek, hem de cok yillik olmasi sayesinde her sene yeniden dikmeye gerek kalmadan yillarca urun veriyor. Derin kok yapisi sikismis topragi gevsetmeye yardimci olabiliyor, ve eger bir kismi hasat edilmeden cicege birakilirsa, o buyuk mor devedikeni cicegi arilar icin gercek bir cekim merkezi haline geliyor. Yani enginar, bir yandan sofraya katki saglarken bir yandan da bahcenin gorsel ve ekolojik zenginligine katki sunan, tam anlamiyla 'bir bitki, birden fazla is' felsefesinin somut hali.
Enginarin etli tomurcugu, lif, potasyum, folat ve C vitamini acisindan zengin bir sebze. En bilinen bilesenlerinden biri sinarin, geleneksel olarak karaciger fonksiyonlarini ve safra uretimini destekleyici oldugu dusunulen bir bilesik; bu yuzden enginar yapragi kaynatmasi ya da enginar bazli urunler, halk arasinda sindirimi rahatlatici bir icecek olarak da bilinir. Bu bilgileri bir tibbi tavsiye olarak degil, bitkinin geleneksel kullanim gecmisine dair bir not olarak paylasiyorum.
Enginar, tam gunes seven, derin ve besin acisindan zengin, iyi drene olan topragi tercih eden bir bitki. Bir kere yerlestikten sonra kurakliga nispeten dayanikli olsa da, ozellikle tomurcuk olusum doneminde duzenli suya ihtiyac duyuyor - senin de deneyimledigin gibi, sert ve uzun suren kuraklik donemlerinde bitki gercekten zorlanabiliyor, yapraklar solabiliyor, gorunumu bir anda kotulesebiliyor. Ama enginarin buyuk avantajlarindan biri tam da bu noktada ortaya cikiyor: bitki, kok govdesinden (crown) yeniden filizlenme yetenegine sahip, yani ustteki yapraklar kurumus ya da geri cekilmis gibi gorunse bile, kok canli kaldigi surece havalar serinledikce yeniden surgun veriyor. Soguga genelde -10C, -15C civarina kadar dayanabiliyor, daha sert kislarda ise kok bolgesinin kalin bir malc tabakasiyla korunmasi oneriliyor.
Bu yazki sert kuraklikta enginarim gercekten zorlandi, yapraklar solup geriledi ve bir ara bitkinin durumu beni endiselendirdi. Ama tipki bu turun bilinen dayaniklilik ozelligine uygun sekilde, sonbaharin serinlemesiyle birlikte kok govdesinden tertemiz, taze yesil filizler cikmaya basladi - adeta bitki 'ben hala buradayim' der gibi yeniden ayaga kalkti. Bu gozlem bana enginarin sadece guzel ve faydali bir bitki olmadigini, ayni zamanda gercekten dayanikli bir cok yillik oldugunu bir kez daha gosterdi. Yaz aylarindaki gorunumun aldatici olabilecegini, asil onemli olanin kokun canliligini korumasi oldugunu ogrendim. Bu sonbahar filizleriyle birlikte, onumuzdeki sezon icin umutluyum - belki bu sefer kuraklik donemine daha hazirlikli, biraz daha duzenli sulama ile yaklasirim.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.